• kukla

    4524.
    gelen geçen insanlar tarafından manipüle olan insanların geneline takılması gereken sıfat. efendim psikoloji, bambaşka bir bilimdir.
    1 -1 ... nivna
  • müzik ruhun belasıdır

    20.
    o zaman ezan da ruhun belası. neden dinliyorsunuz? dindar kesimde hep şu kanı vardır;

    ezan allah'ın sesidir, kutsaldır. komik bir şekilde de ezan okunurken müziğin, veya da ezan sesinin duyulmasını engelleyecek bilimum seslerin seviyesini azaltırlar.

    ama halbuki bilmiyorlar ki, ezanın da temelinde müzik yattığını. bilmiyorlar ki ezanın sözlerinin de bir bestesi olduğunu. allah'ın sesi sandığınız kulak s*ken gereksiz ses dalgaları, okurken eli sikinde duran g*tü boklu hocanın sesidir. allah'ın değil.

    efendim müzik, hayatım demektir. müziğe çakılan laf, ruhuma çakılmış demektir. müziğin üzerinden çekin pis ellerinizi!
    -1 ... nivna
  • ulunun en iyi 10 yazarı

    20.
    ben her zaman ki gibi izole bir şekilde, oldukça balon gibi şişirilip büyütülen listelerde yokum. kendimi veya insanları suçlamıyorum;

    çünkü kalite ve gizem, göremedikleriniz, hissedemedikleriniz ve dokunamadıklarınızda saklıdır.

    -nivna
    -2 ... nivna
  • bittorrent

    28.
    zamanının en sağlam torrent applikasyonlarından biridir. ne oldu da bir anda coin'e evrildi bilmiyorum.

    utorrent denen zımbırtının klonu idi yanlış hatırlamıyorsam. genelde oyun indirirdim, ama arada sırada kurgu programları, müzik programları ve bazı master kayıtlarını da indirirdim.

    zamanla steam, epic games gibi dijital platformların yaygınlaşmasıyla, korsan oyunculuk neredeyse yok denecek kadar azaldı. özellikle indirimler göz kamaştırıcı olunca bu kaçınılmaz oldu. iş böyle olunca, torrent denen nimet de zamanla piyasadan silinip gitti. elbette kullanmaya devam ediyorlardır, ama en azından bizim ülkemizde artık ismini cismini anan yok. ben hiç karşılaşmıyorum.

    çok güzeldin! özledim.
    ... nivna
  • yazarların psikolojik durumları

    192.
    son 1 haftadır verimli müzik dinleyemememden dolayı, genel müzik açlığının getirdiği bir takım psikolojik baskılara maruz kalmaktayım. peki nedeni ney? çook basit, elbette kulaklığımın bozulması! psikolojim pek iyi sayılmaz.

    bu s*ktiğimin kulaklığının kablosunu her hangi bir zamanda, sıradan bir anda bir yer de sağlam bir şekilde taktırdım, ve o anlık basınç şiddetiyle kulaklığımın sol tarafında ki bağlantı kablosu bir anda tuzla buz oluverdi. o an ruhumda her iki duyguyu da yaşayabiliyordum. öfke ve evlat acısından hallice derin üzüntüler.

    ben müziksiz ne yapacağım? müzik bensiz ne yapacak? müziksiz zamanım nasıl geçecek? ruhumu neyle besleyeceğim? gibi gibi soruları kendime sora sora bir şekilde 1 haftayı sağlıklı bir şekilde tamamladım. fakat halen kulaklığım yok. ve bu böyle devam ederse, (ki asla etmeyecek) eminim ki bazı ruhsal bozukluklara maruz kalacağım.

    illa qulqlığa gerek yokki olum telefonun müyziq calmıyor mu dumbuk? diyen andavallar olacaktır. onlara da istinaden şunu söylemek istiyorum;

    adamım ben ferdi baba, müslüm baba, ya da biraz daha modernleşip intizar, ya da en kötü ben fero, mero gibi abuk subuk sanatçıların (bazılarına hakaret olur, ama genelleme yapmak zorundayım) şarkılarının sahip olduğu s*kindirik, her ezgisi ruhumu s*kip bombok eden, ve evet en önemlisi de, hayat kalitemi düşüren saçma sapan tarzda müzikler dinlemiyorum. elektronik müzik'i o kalın kafan benimsemiyorsa, hemen bu entryden defolup git! her neyse, bu saydığım sanatçıların şarkılarını dinlesem, ben de kulaklığa ihtiyaç duymam. ama elektronik müzik işleri çok farklı boyuta çekiyor. şimdi işleri neden farklı boyuta çektiğini de açıklardım, fakat iş bu sefer de elektronik müziğin tanımına kaymış olacaktı. zaten elektronik müzik dinleyen insanlar ne demek istediğimi çok net anlayacaktır.

    en yakın zamanda bir kulaklık alacağım. hemi de orjinal .s .s. şaka bir yana, iş kulaklığa gelince zerre paraya acımam. (1000tl ve üstü kulaklıkları kastetmiyorum o kadar da değil) zira kalitesini verdiğin paraya göre ölçüyorsun. yıllardır müzik dinleyen bir insan olarak, bir çok kulaklıkla gerek pahalı, gerek de ucuz kulaklıklarla bir çok deneyim yaşadım. o yüzden bütçe kısıtlamam pek yok.

    uygun kulaklık önerileri olanlar bana mesaj atabilirler.

    günaydın!
    2 ... nivna
  • fear factor extreme

    34.
    zamanının en sağlam televizyon yarışma programlarından biridir.

    sunucusu asuman krause'dir. 2009 yazında star tv'de başlamıştır. çekimleri arjantin'de yapılmıştır.

    ana konsepti çeşitli etaplarla, gelişmiş korku öğeleriyle insanların korkularını sınayıp, ardından korkularıyla yüzleşmelerini sağlayarak bir rekabet içinde yarıştırmak. yarışmacılar çiftler halinde faaliyet göstermektedir. tam olarak kaç tane çift vardı hatırlamıyorum, sonuçta küçüktüm izlerken. yarışmanın finalinde kazanan çiftin para ödülü ise, 50.000tl'dir. şimdi aaa bu tip zorlu yarışmaya göre ne kadar az diyen andavallar çıkacaktır. onlara istinaden şu açıklamayı yapma gereği duyuyorum. efendim burada asıl önemli olan unsur para ödülü değil, yarışmacıların korkularıyla mücadele etmeyi öğrenmesidir.

    yarışmanın merkezine biraz daha inersek, yarışma da 3 ana etap türü bulunmaktadır. şöyle listelersek;

    * yükseklik etapları
    * su etapları
    * tiksindirici hayvanlarla yapılan etaplar

    yükseklik etaplarından başlayalım. yıllar önce tv karşısında, kalp atışlarımı hızlandıran, g*tümü koyduğum zeminden hop oturtup hop kaldıran, ulan acaba ne olacak, acaba ne bitecek dedirten bir etap türü olmuştur benim için. yerden 10 metre yükseklikte, o arabadan o arabaya atlayarak mücadele vermeleri, veya da yerden 30 metre yükseklikte dev boru üzerinde, dengede kalarak parkuru tamamlamaya çalışmaları, ekran karşısında ruhumu orgazm ettirecek potansiyele sahip ritüellerdi. severek izlediğim nadir etap türlerinden birtanedir.

    gelelim su etaplarına. belki de bu programdan en çok zevk almamı sağlayan bir türdü su etapları. zaten çocukken ben denizlere, ya da biraz daha yüceltip maviliklere diyelim. oldukça merakım vardı, ayrı bir ilgiyle ve hayranlıkla yaklaşıyordum. iş böyle olunca, bu tür oldukça etkileyici gelirdi bana. özellikle ilk sezonun başında, yarışmacıyı sızdırmaz bir torbanın içine sokup, yukarıdan bir anda suyun derinliklerine bıraktıkları bölüm beni acayip etkilemişti. çocuk halimle, gerçekten empati yapıp o insanla birlikte ben de çaresizce nefes tuttuğumu hatırlıyorum. ha bir de unutamadığım bir başka bölüm daha var. ilk sezonun finalinde, dev bir havuz vardı. yarışmacılar ona dalıp yarışıyordu, ama tam olarak ne yapıyorlar hatırlamıyorum. zaten beni etkileyen şey, yine mavilik idi. devasa bir havuzdu. hani bir bina düşünün, 3 katlı. bir de o binanın, su altında ki halini düşünün. 3 katlı bir havuz! bildiğiniz katları vardı lan! insanın geçebileceği şekilde bir delik koymuşlar, katlar arasında kapı görevi görüyordu. yarışmacılar suyun altında kat kat dolaşıp mücadele veriyorlardı. aslında biraz yüzeysel oldu, ama hayal mayal hatırlamamla ben de bu kadsr aktarabiliyorum. bu programı izleyenler zaten hatırlayacaktır bu bölümü. internette bulabilirseniz izleyebilirsiniz. sadete gelirsek, nefesimi kesip kendini soluksuz izlettirebilen bir türdü su etapları.

    gelelim hayvanlı etaplara. en tiksindiğim etaplardı. insanların son derece iğrençle karşıladığı bir takım hayvanlarla, yarışmacıların sabrı büyük bir şekilde sınanıyordu. büyük bir tabut düşünün, ama camdan.o cam tabutun içine yarışmacıyı yatırıp, bir süre sonra aşama aşama o tiksinç denilen hayvanlardan koyuyorlardı. en barizi solucan. belli bir süre küvette dolaştırıldıktan sonra, o yolu fareler izliyordu. ama ufak tefek değil, bildiğin lağım farelerinden hallice dev farelerdi. bir süre onlarla da yüzleştirildikten sonra, belki de en kötü hayvan olan yılanlar ile yüzleşeceklerdi. zehirli değillerdi, fakat çeşit çeşit itici renklerde ve büyüklükte yılanlardı. yarışmacı o kadar korkulu ve çaresizdi ki, bir süre dayanamayıp elleriyle o yılanları uzaklaştırmaya çalışıyordu. ama o hareketi yaptığı ands, asuman ablamızdan bir uyarı geliyordu. eğer ellerinle bu şekilde müdahale edersen, yılanları sinirlendirirsin ve sana zarar verebilir gibisinden bir şeyler. tiksindiriciydi, ama bir o kadar da izlemesi keyifli bir türdü. ulan neydi öyle ya? çocukken izlememe rağmen, yarışmacıların o an ki çaresizlikleri gözlerimin önünden gitmiyor. gerçekten izlemesi güzeldi.

    tabi bunların dışında, bazı fantastik veya da absürd etaplar da yok değildi. mesela bir atın arkasına bağlanıp, toprak bir alanda dakikalarca at tarafından sürükletilmek gibi. ya da bisikletle büyük bir süratla camları kırarak aralarından geçmek gibi. hatta aklımda kalan, en kötü hissettiren bir etap daha var. elbette yarışmacının canlı canlı toprağın altına gömülüp, zamana karşı yarışarak o toprağın altından çıkmaya çalıştığı etaptır.

    zamanında gerçekten sağlam etki bıraktı bu program. her hafta cuma günleri yayınlanırdı. her hafta farklı etaplar yapılırdı. hatta bölümün sonunda fragman niyetine gelecek hafta ne tür etapların yapılacağı kısa bir şekilde göstererek heyecan dozajımızı arttırırdı. ulan ben nasıl kaçırayım ki bu programı? her cuma, okul bitse de biran önce fear factor'üme kavuşayım derdindeydim. gerçekten tekrardan dönmek istediğim, nadir zamanlardandır.

    diyeceğim odur ki, benim gözümde, zamanının en kaliteli yarışma programlarından biridir. izlerken aldığım keyif inanılmaz seviyelerdeydi. sonra fear factor aksiyon gibi dlcleri çıksa da, hiçbiri extreme'in yerini tutamamıştır. en azından benim için. sevmek için çabaladım, ama asıl tadı hiçbir zaman alamadım. sonra bir şekilde fear factor efsanesi de silinip gitti piyasadan. böylesi birdaha televizyonlara gelmez. her şey eski de güzeldi, eskide kalacak ve geçmişine azgın insanlar tarafından hep iyi şekilde anılacak.

    sabah sabah işten gelir gelmez, neden böyle bir entry girdim hiçbir fikrim yok. çalışırken ansızın bu program aklıma geldiği için böyle bir işe kalkışmış olabilirim. çene düşüklüğümden meydana gelen satırlarca entryi sabah sabah kim okumaya tenezül eder, o da ayrı bir tartışma ve merak konusu. her neyse fazla uzatmayayım;

    sözlüğe tekrardan hoşgeldim. günaydın!
    4 -1 ... nivna
  • çaylaklıktan kurtulmak

    54.
    mapushanelerden yeni çıkmış hissi uyandırır. evet, kavuştum.

    tamam kasıtlı olarak laf çakmış olabilirim, ama bre vicdansızlar! o kadar uzun süre çaylak kaldım ki, kaç gün kaldığımı unuttum bile. çaylak olduğum gün şuan da uzay boşluğu gibi kapkaranlık. her neyse geç olsun, güç olmasın.

    güzel entrylere elbette devam edeceğim. ama şuan, yemek molamın son düzlüğünü bitirmek üzereyim. 8 dakika sonra makine sesleriyle beynimi kemirmeye tekrar başlayabilirim. kalsit & dolomit'te eşlik edecek elbette.
    2 ... nivna
  • sözlükte yıllarca yazmak

    7.
    4 yıl. 7 yıllık yazar kadar borumuzu öttüremiyoruz belki ama, hayatımıza bu sözlük sayesinde çok şey kazandırdığımız kesin.

    yakında bu süre 5 yıl da olur, 8 yıl da. asıl önemli olan şey, burada çitayı ne şekilde yükselttiğim ve hayatıma neler katabildiğim.

    mesela kişişel gelişimimin yarısından çoğunu bu platform sayesinde güçlendirdim. okumaya teşvik etti, mantık yürütmemi sağladı. okumanın, yazmanın ne kadar önemli bir şey olduğunu gözüme soka soka gösterdi.

    aşırı kaliteli bir platform olmasa da, seviyorum lan buraları. iyi ki var!
    7 ... nivna
  • sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

    21784.
    bir avukatla evlenip voleyi vurmak istiyorum.
    2 ... nivna
  • sperm tadı

    247.
    kokusu da bana pek iç açıcı gelmiyor. mayalı hamurumsu bir kokusu var, bana göre hiç iyi bir koku değil. ha ama, erkek vücudunun en saf sıvısıdır sperm. dolayısıyla yutmak, veya tadına bakmak herhangi bir problem teşkil etmez. ama insanın içi alabilecek mi? o var bir de.

    tadına bakmaya içim almasa da, merak etmiyor da değilim. belki bir çılgınlık yapıp bakarım. belli olmaz. ben üretiyorum sonuçta. canım spermlerimmm.
    3 -7 ... nivna
  • david guetta

    182.
    yıllardır severek, sayarak, yana yana, yakıla yakıla dinlediğimiz popüler bir elektronik müzik prodüktörüdür. tam olarak hangi elektronik müzik dalını yaptığına dair bir fikrim yok, fakat techno dance ve trap gibi türlerden şarkılar yaptığını düşünüyorum.

    bu zamana kadar bir çok popüler sanatçılarla çalışmıştır. rihanna, sia, zara larrson, chris brown, lil wayne, skylar grey gibi üst düzey isimler bulunuyor.

    neredeyse klipsiz bir şarkısı yoktur. ayrıca kliplerinde vocalistlerle birlikte, kendi de aktif olarak oynamaktadır. hatta zaman zaman annesini bile oynatmaktadır. bu konuda, oldukça iç açıcı bir tarzı olduğu kesin.

    değinmem gereken bir konu var ki, bu adam belki de dünyanın en yaşlı prodüktörü. emin konuşmayayım ama, genel itibariyle baktığımızda bu böyle. fakat bu demek değildir ki, yaşı büyük diye paslanıp kaliteli işler çıkaramıyor. kesinlikle hayır! bu adamı yıllardır dinlerim, aktifliğinin hiç bir zaman zedelendiğini görmedim. bu sahip olduğu enerjiyle ve yetenekle, piyasada ki bir çok genç prodüktörü tahtından halâ indirebilecek bir potansiyele sahip. chris'i de unutmamak gerek elbette. ses tonu ve muazzam dans figürleriyle yine kalbimi çalmayı başarmıştır.

    genel itibariyle bu zamana kadar bir çok şarkısını severek ve büyük hayranlık duyarak dinledim. fakat öyle bir şarkısı vardır ki, 2013 yılında aktif olarak dinlediğim, fakat son zamanlarda da bir anda karşılaşmamla birlikte, ruhumla tekrardan bir etkileşime girmeyi başaran, ve bana göre david babanın en kaliteli şarkısıdır. (kişisel elbette) evet, o şarkı;

    i can only imagine'dır. diyecek söz bulamıyorum. bakın ciddi söylüyorum, bu şarkıda kasıtlı olarak sürekli bir kusur aradım. ya bir şarkı nasıl kusursuz olabilir ki? sorusunu da bu süreçte sürekli aklımdan geçirdim. abi adam yapmış! sanki kariyerindeki tüm enerjiyi biriktirip bu şarkıya saçmış gibi. altyapı, mix, üst düzey vocalistler, aşırı enerjik ve deli dolu bir klip. özellikle, oğlum lil wayne! o nasıl bir kısımdır? adamın okuduğu kısım kliple o kadar çok bağdaşmış ki, yıllar önce dinlememe rağmen şu zaman bile ruhumu o*ospu etmeyi başarmıştır. görsel efektler muazzam seviyede, ses tonuna zaten diyecek tek kelime yok!

    https://youtu.be/TSNerxNwWtU ♪♪♪♪♪♪ alın lan azıcık şarkı dinleyin g*tverenler!

    seni çok seviyorum david guetta! müzik piyasasının senin gibi başarılı prodüktörlere ihtiyacı var. umarım çok uzun yaşarsın da bu piyasada bizi yalnız başımıza bırakmazsın.
    4 ... nivna
  • en iyi video kaydetme programları

    2.
    internet download manager, yüksek hızda indirme yapabildiğiniz bir programdır. video kaydetme programı değil.

    (bkz: bandicam)

    ben burada bandicam diyorum. eğer odak noktamız masaüstü ise, bundan daha iyisini halen tanımıyorum. 2014'ten beri de takır takır kullanmaktayım. tabi elbette sadece masaüstü ile sınırlı kalmayıp, oyun videosu kaydetmenizi de sağlıyor. fakat bazı oyunlarda bu özellik sıkıntı çıkarabiliyor. o yüzden masaüstünü odak noktasına aldım. çok kapsamlı bir programdır. avi'den tutun da mp4'e kadar bir çok formatta video kaydı yapabiliyorsunuz. ayrıca fps değerini kendiniz belirliyor, kalitesini ve hatta ses formatını bile belirleyebiliyorsunuz. aynı zamanda ses kalitesini de.

    bilmiyorum, ben yıllardır bundan daha iyisiyle karşılaşmadım. odak noktamızı oyuna alırsak, kesinlikle önermem gereken bir program daha var ki;

    (bkz: fraps)
    1 ... nivna
  • yazarların iddialı olduğu konular

    500.
    çok iyi müzik analiz edip yorumlayabilirim. elbette içimden gelen bir kabiliyet var, fakat sahip olduğum müzik bilgileri sayesinde de bu olayı çok iyi becerebiliyorum.

    analiz ettirip yorumlatmak istediğiniz bir müzik varsa, bir mesaj kutusu uzağınızdayım.
    ... nivna
  • askerde ilk gece

    67.
    tam tersi, hiç güzel uyku çekilemeyen gecedir. zira koğuşun bok, osuruk ve ayak kokularıyla harmanlanmış inanılmaz koku kokteyliyle birlikte, bir de zaten heyecandan ve ilk günün uğraşlarından dolayı uyumaya çok geç fırsat buldunuz.

    uykuya bir şekilde daldıktan sonra, maksimum 3 saat sonra, koğuş khaaaaaaalk! sesiyle askerliğin ilk sabahına merhaba diyeceksiniz. o kadar yorgunluğun ardından da 3 saat uyku çekmenin nesi güzel? diye sormadan edemiyor insan.

    kötü arkadaşlar! bedelli parası ne kadar oldu bilinmez ama, zenginseniz basın parayı gitsin. biz çulsuzduk, gitmek zorundaydık. siz o hatayı yapmayın. ha yaparsanız da, elbet bir gün bu günlerin geçeceğini de unutmayın.
    ... nivna
  • fantastik bir rüya görmek

    1.
    aslında fantastik değil. ama gerek atmosferiyle, gerek de konseptiyle bu adı layık gördüğüm uber ötesi bir rüyadır.

    öncelikle şunu belirtmeliyim; bu bahsettiğim mekâna nasıl geldim, ya da hangi amaçla geldim hatırlamıyorum. hatırladığım tek bir şey var, sadece o an. bu entry'de o anı okuyacaksınız. hatta size tavsiyem, okurken de beyninizde mekânın tasarımını yapın. elbette benim gibi hissetmezsiniz, ama etkilenebilirsiniz.

    evet gelelim rüyaya. devasa bir deniz üstü köprüsü var. tarz, boğaziçi köprüsü. fakat ondan kat kat daha büyük bir köprü. yanımda da küçük bir erkek çocuğu. köprüden geçiyoruz. hava şartları da o ana özel ki, oldukça lodosluydu ve sisliydi. altımızdaki denizi zar zor görebiliyorduk. sanki uçurumun üstüne köprü konulmuş gibiydi. geçmeye devam ediyoruz, biraz ilerledikten sonra köprünün bağlantılarının sağlandığı kalın, uzun bir demir halat var biliyorsunuz. ne hikmettir ki, o halat köprünün tabanından bağlanmış. her neyse, dikkatli falan geçtim derken, yanımda ki çocuk o halata takılıp aşağı düşmesin mi? lan ciddiyim, çocuk takıldı ve köprüden aşağı denizin serin sularına doğru düştü. okurken çok basit geliyor değil mi? gelmeye devam etsin, çünkü her rüya kişiye özel. bununla da bitmedi. tutamadım lan çocuğu. dikkat et dememle kalmayıp çocuk uçtu aşağı.

    ağlıyorum, ne yapacağım ben? bir çocuğa sahip olamadım vs kahroluşlara girerken, eve doğru gidip çocuğun babasına bu durumdan bahsetmem gerekiyor. çünkü ne hikmettir ki babası onu bana emanet etmişti. artık ne için emanet etti bilinmez. babasının yanına vardım. babası direk sordu zaten, çocuğum nerede? diye. neler olduğunu soğuk kanlılıkla anlattım. anlattıktan sonra adam çok enteresan bir şekilde sakin kalmayı başarıyordu. ben dayak yerim, en kötü geberip giderdim diye düşünüyordum. adam sakinlikle karşıladı. plan yapmaya başladık birlikte, bu çocuğu nasıl oradan kurtarabiliriz şeklinde. rüya ya işte, o çocuğun denizin derin ve serin sularında geberip gideceğini nereden kestirebileceğiz? her neyse, plan falan yapıyoruz derken uyanıverdim. ve içimden dedim ki; iyi ki de rüyaymış.

    bu rüya bu kadardı. bilirsiniz, benim için oldukça ilginç ve etkileyici gördüğüm rüyaları buraya yazıp aktarmaya çalışıyorum. saçma sapan analiz ettirip tabir dilenmek gibi bir niyetim yok. sadece içimi dökmek istedim o kadar.

    tünaydın!
    ... nivna
  • kadının beyanı esastır

    62.
    bir çok erkek, halen daha bu ilke yüzünden suçsuz olduğu halde suçlu bir pozisyona getirilip zor duruma sokulmaya devam edilmektedir.

    bir erkek olarak ben de katılmıyorum. niye kanıtlanmak için emek sarfedilmiyor da bir karının tek bir beyanına bakıyor olay? esas olan şey ne a*ınakoyayım? karılar, sırf o*ospu çocukları yüzünden zor duruma sokuluyor diye bedelini neden suçsuz erkekler ödemek zorunda kalıyor? yav kadın hakları diye diye erkekler haklarını s*ktiler bu ülkede. bu a*cık sevdası erkekler de, sırf 250 gramı olan bir karının gözüne girebilmek için halâ bu ilkeyi desteklemeye çalışıyor.

    afedersiniz ama sizin beyanınızı s*keyim. şuan da bir çok suçsuz erkeğin hakkı, bu s*kimsonik ilke yüzünden yenmeye devam ediyor.

    şimdi diyecekler, bu pislik kadın düşmanıı, hapse atılmalı bilmemne. ulan a*nakoduğumun embesil o*ospusu, senin daha kendi içgüdülerinden haberin yok! aslında kadınların erkeklere ne kadar sinsi bir şekilde düşmanlık beslediğini bilmiyorsun. farkında değilsin, sen de sadece amınla düşünüyorsun. kendi erkek düşmanı olduğu halde böyle bir düşünceye girmesi, benim gözümde yuvarlak dünya da coğrafyanın en mal insanları arasına sokmaktadır kimse kusura bakmasın.

    normalde bu saçma ilke ile ilgili satırlarca yazı yazma gereksiniminde bulunmazdım, ama bazen sabır sınıyorlar. sırf nefretimi kusmak için elim ister istemez klavyeye gidiyor.

    yine diyorum, kadın hakları diye diye, erkek haklarını s*ktiler bu ülkede .

    bunu göz önünde bulundurun, ona göre bu saçma ilkeye ve beyanlara teslim olmaya devam edin.

    gittim!
    10 -3 ... nivna
  • aşk eşittir seks olsaydı

    2.
    eşittiri falan yok. aşk denen gereksiz nöron patlamasının, aslında üstü kapalı "seks" olduğunu bilmeyen andaval sayısı gözlemlerime göre halen fazla.

    haydi toplumun getirdiği enerjisizliklerden ve bilinçsizliklerden dolayı bilmeyebilirsiniz hak veriyorum, ama bir insan hislerinden, içgüdülerindende mi haberdar olmaz arkadaş?

    siz karadeliğe gezegen atmaya devam edin, ben de yavaş yavaş üzerimde ki tozu silkeyim.

    tekrar günaydın!
    ... nivna
  • günaydın sözlük

    2963.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2134694/+
    gözlerime aydı, ruhuma aymadı. yine 12 saat, yine toz toprak ve yine kalsit + dolomit kokteyli.

    ama şu bir gerçek, size elbette günaydın!
    2 ... nivna
  • lariss

    6.
    genelde tüm şarkıları, en azından en bilindikleri ve sevilerek dinlenen şarkıları diyelim, "chill trap" tarzındadır.

    bu kadınla yeni tanışmıyorum. 2014-2015 lise yıllarımda, benim sıra arkadaşım yabancı şarkı olarak bu kadının şarkılarını dinlerdi. özellikle "dale papi" bu kadının popülerliğini arttıran parça dale papi'dir. hıyar ağası beni de alıştırmıştı. bluetooth ile yolladı falan derken, dinleye dinleye, seve seve, saya saya derken iyice kaynaşmıştık. içli dışlı olmuştuk bu romanyalı şarkıcıyla.

    özellikle dale papi'den sonra, droppin da bomb ve epana şarkısına da inanılmaz tav olmuştum.

    bakın bu kadın tanrının bir lütfu! güzelliğini falan bir kenara bırakırsak, kesinlikle çok kaliteli işlere imza atmıştır. şimdilerde piyasada yok, kendi halinde şarkı çıkarıyor mu bilmiyorum. keşke çıkarsa da, elektronik müzik dozumuzu dibine kadar birdaha alsak.

    seni çok seviyorum lariss!
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2134688/+
    4 ... nivna
  • kaliteli yazarların yok oluşu

    2.
    sabahlara kadar köpek gibi çalışıp da gelemeyince, utanmadan piyasadan sildiniz beni.

    ruhum halâ burada yiğitlerim. ver projeksiyon!
    1 ... nivna
  • yeni şeyler getiriyorum